|
Şimdiye dek gördüğüm en fakir ülkelerden biri diyebilirim. Suakin kenti sanki bomba düşmüş ya da ciddi bir deprem geçirmiş gibiydi. Ayakta doğru dürüst duran bir bina yoktu. Doğal bir afet mi oldu, yoksa savaş mı oldu diye sordum, "hayır, sadece eski" dediler. Dün günü birlik bir minibüse atlayıp ülkenin en önemli kentlerinden, en büyük liman kenti Port Sudan'a gittik. Suakin gibi bomba düşmüş hali yoktu, ama toz toprak içinde, karmakarışık bir şehirdi. Şehirde dolaşırken öğle yemeği için bir yer sorduk. Bizi gönderdikleri yer Türk restoranı çıktı. Limanda 3 Hataylı girişimci bir kebap restoranı açmış, kentin en gözde restoranı haline gelmiş. Böylelikle daha memlekete gelmeden nefis bir kebap yeme şansı bulmuş oldum. Port Sudan'dan döndükten sonra Suakin'deki islerimizi tamamlayarak çıkış kağıtlarımızı alıp bu sabah saat 08:00'de tekrar yola çıktık. Fakat rüzgâr bir saat içinde epeyce arttı. Tam kafadan gelen rüzgârla fazla uğraşmamak için bulduğum ilk müsait yere girdim. Suakin'den altı üstü 10 mil mesafedeki bu demir yeri mercan kayalarının koruduğu bir yer. Dalga yok, ama rüzgârı olduğu gibi alıyoruz. Yarın hava uygun olursa sabah güneşin doğuşuyla demir alıp gidebildiğimiz kadar yol almaya çalışacağız. |














