Süveyş kanalı Kızıldeniz'den Akdeniz'e yaklaşık 90 mil uzunluğunda. Yelkenli tekneler bu yolu 2 aşamada yapıyor. İlk etap kanalın tam ortasında bulunan Timsah Gölü'nün kenarına kurulmuş olan İsmailia kentine kadar. Süveyş'ten 45 mil uzakta olan bu kente karanlık basmadan nasıl varacağız diye endişeliydim doğrusu. Çünkü yola oldukça geç çıkmıştık. Fakat yola çıkar çıkmaz akıntının bizimle olduğunu fark ettim. Adamlar sanırım akıntıyı hesaplayarak bizi yola çıkarmışlardı. Hızımız ortalama 6-7 mil civarında seyrediyordu. Sonunda normalden çok daha hızlı biçimde, 7 saatte 45 mili alarak İsmailia'nın oldukça temiz marinasına bağlandık. Süveyş Kanalı gerçekten de muazzam bir mühendislik eseri. O koca gemilerin insan yapısı bir kanalda yüzdüğünü görmek beni çok etkiledi. Fakat bu kadar önemli ve muazzam bir kanalın bu kadar kötü yönetilmesini görmek üzücüydü. Adamların ne doğru dürüst bir programı, ne de bir ücret standartı var. Geçişten önce tekneye gelip ölçüm yaptılar. Sonuçta, oradaki en küçük tekne olmamıza rağmen en yüksek ücretlerden birini ödedik. 30 tonluk, 15 metre uzunluğundaki tekne aşağı yukarı bizimle aynı parayı ödedi (Mardek 5 ton ve 9.5 metre). Bu da yetmiyormuş gibi her iş yapana 'bahşiş' adı altında ufak rüşvetler vermek zorunda kaldım. Her teknenin almak zorunda olduğu pilotlar da başka alem. Çok güzel işaretlenmiş kanalda bizim gibi teknelerin pilot alması kadar gerksiz bir şey yok. Adamlar tüm yol boyunca hiçbir şeye karışmıyorlar. Mardek'te dümen değil, yeke olduğundan dümen tutmaya dahi yeltelenmedi. Sonuçta tekneden inerken gayet yüzsüzce elini açıp 'bahşiş'ini istedi. Artık bir gelenek haline gelmiş olduğundan mecburen verdim. Sonuçta kanalın ilk aşaması problemsiz biçimde tamamlandı. Burada hava durumuna göre hareket edeceğim. Akdeniz'de hava uygun olur olmaz yola çıkacağım. Çünkü kanalın sonundaki Port Sait'te durmak istemiyorum. O limandaki şartların son derece kötü olduğunu duydum. Ne var ki Türkiye'ye direkt gelmeyeceğiz. Sophie'nin çok yakın bir arkadaşı İsrail'de oturuyor. Çok ısrar etti, o yüzden önce İsrail'e uğrayacağız. Türkiye'ye gelişimiz Mayıs sonunu bulacak. Sanıyorum girişi Mardek'in doğum yeri olan Antalya'dan yapacağız ve ardından kıyı seyriyle İstanbul'a çıkacağız. |
|||||||














