|
Süveyş Kanalı'ndan çıktıktan sonra oldukça güzel bir rüzgarla epeyce yol aldık. Ardından rüzgar tamamen durdu. Tüm geceyi motorla geçtikten sonra sabah tekrar yelken seyrine geçtik. Yelkenle, motorla derken İsrail kıyılarına epeyce yaklaştık. İsrail Arap ülkeleriyle sürekli savaş halinde olduğu için sınırlarını çok sıkı biçimde korumaya çalışıyor. Bu yüzden denizden gelen geçen her türlü aracı çok güçlü radarlarıyla kontrol altında tutuyorlar. Kıyıya 25 deniz mili kala İsrail sahil güvenlik koordinatlarımızı vererek telsizle bizimle irtibata geçti. Ardından nereden geldiğini anlayamadığım bir hücumbot belirdi yanıbaşımızda. Yarım saat boyunca sorguladıktan sonra teşekkür edip ayrıldılar. Başka bir problemle karşılaşmadan yola devam ettik ve akşam saat 22:00'de Hayfa, Kişon Marina'ya giriş yaptık.
Karşılamaya gelen sadece Akil Ulukaya değildi. Polisten liman yetkililerine kadar herkes oradaydı. Aşağı yukarı bir saat boyunca Sophie'yi ve beni ayrı ayrı sorguladılar. Nereden geliyorduk, İsrail'e neden gelmiştik, neden beraber yoldaydık, neden yelkenli tekneyle yolculuk yapıyorduk vs. vs. Fakat neyse ki çok güler yüzlüydüler ve hepsi de kadındı... Şimdiye kadar bu tür işlerin sadece kadınlar tarafından yapıldığını hiç görmemiştim. Fakat şurası kesin, bu tatsız prosedürü daha çekilir hale getiriyorlar. Burada oldukça yoğun programımız olacak gibi. Bugün trenle Tel Aviv'e gidiyoruz. Orada Sophie'nin arkadaşının evinde kalacağız. Akil Perşembe günü gelip bizi alacak ve birkaç günlük ülke turuna çıkacağız. Burada en az bir hafta kalacağız gibi gözüküyor. |
|||||||














