|
İsrail'i ziyaretimiz oldukça yoğun ve ilginç geçiyor. Evvelki gün Akil Ulukaya gelip bizi arabasıyla aldı ve güneye doğru ufak bir seyahat yaptık. Önce Lut Golü'ne indik. Dünyanın en alçak noktası olan bu gol aynı zamanda çok yüksek konsantrasyonda tuz içeriyor. Göle girdiğinizde bir deniz yatağına uzanmışçasına suyun üzerinde kalıyorsunuz. Suyun inanılmaz bir kaldırma gücü var. Fakat sudan çıkar çıkmaz iyice yıkanmak gerekiyor. Yoksa üzerinizde kuruyan tuzdan bembeyaz kesiliyorsunuz. Bu çok ilginç deneyimden sonra Kudüs'e geçtik. Dünyanın 3 büyük dininin bir arada bulunduğu çok ilginç bir yer. Bir sokakta elinde kocaman bir hacla dualar okuyarak Katolik bir papaz dolaşırken diğerinde lüle lüle saçları simsiyah şapkalarından sarkan Yahudiler ağlama duvarına doğru ilerliyor. Bu arada alış veriş yapan, baştan aşağı kapanmış Müslüman kadınlar benim için çok acayip olan bu duruma dönüp bakmıyorlar bile? İsrail pek dışardan duyduğumuz gibi bir ülke değil. Ben bu satırları yazarken Gazze'de bombalar patlıyor, insanlar ölüyor. Fakat ülkenin geri kalanına bu hiç yansımıyor. Herkes günlük yaşamına devam ediyor. Ben sokaklarda gezerken Müslümanlarla Yahudiler arasında bir gerginlik hissetmedim. Sonuçta İsrail oldukça zengin bir ülke ve bundan herkes yararlanıyor. Fakat gerginlik günlük yaşama yansımasa da birbirlerinin bulunduğu yerlerden uzak durmaya çalışıyorlar. Müslümanlar kendi mahallelerinde bir Yahudi'nin ev sahibi olmasına ya da Yahudiler kendi mahallelerinde bir Müslüman'ın yerleşmesine çok şiddetli tepki gösteriyorlar. Bugün Tel Aviv'e geri donduk. Cumartesi günü Şabat ve kimse çalışmıyor. Herkes deniz kenarında, yeni yeni gelen yazın keyfini çıkarıyor. Pazartesi günü bu büyük ve güzel kentten ayrılıp Hayfa'ya, Mardek'e geri döneceğiz.
|
|||||














