|
Çok uzun zamandır canımı sıkan, beni tedirgin eden şanzıman artık düzgün çalışıyor gibi. Fakat yine de yola çıkamadık! Dün sabah ailemi İstanbul'a yolcu ettikten sonra bizi ziyarete gelmiş olan Sophie'nin annesini de alarak Antalya'dan çıkmak için marina ofisine gittim. Dediler ki son bir işlem için limana gitmek gerekiyormuş. Neyse ki bizim her isteğimizle ilgilenen sevgili Hasan Büyükkurt o anda yanımdaydı. Beraber limanın yolunu tuttuk. Fakat gördüm ki işler o kadar basit değil. 3 senedir dişarıda olduğumdan teknenin kağıtlarında yapılması gereken epeyce iş çıktı. Türkiye?de denizcilikte çok ağır bir bürokrasi olduğundan bu işlerin halledilmesi biraz vakit alacak. Burada sanırım hafta sonuna kadar kalmam gerekecek daha. Fakat bu olay sayesinde deniz yaşamının bende yaptığı etkiyi gözlemleme şansı buldum. Eskiden ne kadar toleranssızdım bu tür şeylere karşı. Hemen isyan edip sisteme, bürokrasiye verip veriştirmeye başlardım. Dün 'gidemezsiniz, şunları, şunları tamamlamanız gerekir' dediklerinde, bunu ne kadar sakin kabul ettiğime, sessizce dışarı çıkarken 'napalım, birkaç gün daha Antalya'dayız' diye düşündüğüme ben bile şaşırdım... Bütün dünyayı döndüm geldim, 33 ülkede işlem yaptım, bu kadar formaliteyi hiçbir yerde görmedim! demeye bile yeltelenmemiştim. Sonuçta ne değiştirecekti ki? Yasalar böyleydi ve bürodaki görevli işini yapıyordu. Madem deniz bize şimdilik kapalı, biz de karadan canım Akdeniz kıyılarını, kıyı boyunca uzanan Torosları turlarız. Planda önce Olympos sahili, ardından Saklıkent ve etrafındaki dağlar var. |














