Hakan Öge
Hakan Öge
Ben kimim?
Önceki maceralar
Atlas makaleleri
 Dünya turu
 
 
 
 

Fotoğraflar
Projeler
Ziyaretçi Defteri
Bana ulaşın
Linkler
  Mesaj sayısı: 4808

Visitors' Comment
Hakan'ın Kamerasından
ATLAS LOGO
MAGELLAN’IN İZİNDEN DÜNYA TURU
Fethiye

Tarih : 19.06.2007
Yer : Fethiye
Koordinat : N 36° 37,466'-E 029° 06,147'

Kaş'ta fazla oyalanmamaya karar vererek sadece bir gece kalıpertesi sabah ayrıldık.

Tamamen rüzgarsız bir havada sadece motorla, öyle fazla yol almadan 15 mil ilerideki Kalkan'a geldik. Burada limana girmeyip kentin batısındaki büyükçe bir limana demir attık. Amacım burada biraz denize girmek, sabahleyin çok erkenden yola çıkıp havası ve denizi oldukça sert olabilen Yedi Burunlar'ı meltem çıkmadan aşmaktı. Fakat evdeki hesap çarşıya uymadı.

Tüm gün boyunca hiç esmeyen rüzgar akşama fırtına kuvvetinde eserek koyu birbirine kattı. Rüzgarın sesinden, teknenin rüzgarın her bindirişinde sağa sola yatmasından ve tedirginlikten doğru dürüst uyuyamadım. Sabaha karşı tam dalmışken korkunç bir gürültüyle yerimden fırladım. Tekne bir şeye çarpmış ve yana doğru yatmıştı. 'Demir tarayıp karaya oturduk herhalde' diye düşündüm doğal olarak. Can havliyle ikimiz de dışarı çıkık. İlk gördüğüm karaya uzak olduğumuzdu. 'Neyse, karaya oturmamışız? diye sevinirken başımın üzerinde karanlıkta kocaman bir siluet fark ettim. Dev gibi bir guletin gövdesiydi bu. Anladım ki koydaki guletlerden biri üzerimize çıkmıştı. Uyku sersemliği zarar var mı diye anlamak için aval aval sağa sola bakınırken guletten biri seslendi. 'İyi misiniz' Kusura bakmayın, demir alırken rüzgar savurdu, üzerinize düştük. Teknede bir zarar gözüme çarpmadı. Zaten uyku sersemliği de üzerimdeydi, 'yok bir şey' dedim, gulet ağır ağır uzaklaşıp karanlıkta yitip gitti.

Bol adrenalinden gün ışıyana kadar uyuyamadım haliyle. Gün ışığında tekrar sağı solu kontrol edince guletin arkada, radarın bulunduğu kalın, paslanmaz boruya çarptığını fark ettim. Neyse ki okyanus şartlarını düşünerek epeyce sağlam yapmıştım boruları, bir zarar verememiş. Fakat, 'Türkiye'deyiz ya, artık yolun sonuna geldik' psikolojisine çok erken girmiş olduğumu, İstanbul'a varana dek yolun daha bitmemiş olduğunu kafama vura vura bana fark ettirdi bu olay.

Neyse ki rüzgar saat 10:00'a doğru kaldı. Tekrar hiç esintisiz bir havada kaldık. Tabii sabah rüzgar çok olduğundan yola çıkamamıştık. Bu sefer de saat geç oldu diyerek ertesi günü beklemeye karar verdim. Bu arada Fethiye'de bizi bekleyen Alim Sur telefon açtı. Dediğine göre meteorolojiye bakmış, gün içinde sert rüzgar beklenmiyormuş. Bu haber üzerine ertesi günü beklemekten vaz geçip hemen yola çıktık. Sonunda, 7 saatlik çok rahat bir seyirle Fethiye'ye ulaştık.

Dünya turunun denizciliğimi ne kadar değiştirmiş olduğunu fark ettim yolda. Eskiden 7 Burunlar'ı geçmek, oradan direkt Fethiye'ye gitmek ciddi planlama gerektiren, zorcana bir işti benim için. Aslında yaptığımız yol sadece 30 deniz miliydi ve bana çok zahmetli ve rahatsız gelen bu bölge ters akıntılar yüzünden hafifçe çırpıntının neden olduğu sallantıdan ibaretti sadece! Fakat aklımda buralar çok kötü kalmış olduğundan yine de bir tedirginlikle çıkmıştım yola.

Fethiye'ye akşamüzeri, 19:30'da ulaştık. Burada, Ece Saray Marina'ya gelerek bağlandık. Buradaki kalışımız süresince marinanın konuğu olacağız. Bunu organize eden, bizim de görmek için uzun zamandır sabırsızlandığımız Alim Sur bizi marinada karşılamaya gelmişti.

Alim Sur Tayland asıllı eşi Hattaya ile birlikte dünya turu yapıyor. My Chance adlı ufak bir katamaran ile 2003 yılında yola çıkmışlardı. Onların turu biraz farklı. Teknelerini bir yerlerde bırakıp her sene Türkiye'ye gelip çalışıyorlar, sonra teknelerine geri dönerek tura devam ediyorlar. Biz onlarla 2006 sonunda Tayland'da karşılaşıp çok keyifli birkaç hafta geçirmiştik. Onlar teknelerini orada bırakarak uçakla Türkiye'ye dönmüşler, biz ise Hint Okyanusu'na yelken açmıştık. Ocak sonunda ayrıldığımız bu dünya tatlısı çiftle tekrar buluşmak, oturdukları Fethiye'de kısmet oldu.

Şu anda Alim ağabeylerin evine taşınmış durumdayız. Bahçe içinde, 2 katlı olan evlerinde rahatımız pek yerinde. Yarın birlikte yola çıkarak kara yolundan Türk denizciliğinin duayeni Sadun Boro'yu Okluk Koyu'nda ziyaret edeceğiz.

Bize Yazın Değerlendir E-posta olarak gönder


© Bu site, Doğan Burda Dergi Yayıncılık ve Pazarlama A.Ş. tarafından T.C. yasalarına uygun olarak yayınlanmaktadır.
Sitenin isim ve yayın hakları Doğan Burda Dergi Yayıncılık ve Pazarlama A.Ş.'ye aittir. Sitede yayınlanan yazı, fotoğraf, harita, illüstrasyon ve konuların her hakkı saklıdır. İzinsiz, kaynak gösterilerek dahi alıntı yapılamaz.