Akşama doğru Marmaris yakınlarındaki Karacasöğüt'e ulaştık. Orada bizi Tahiti'den beri zaman zaman beraber olduğumuz, dünya turunu yeni tamamlamış olan Ayça ve Levent bekliyordu. Böylece 6 kişi, birlikte Sadun Boro'nun teknesi Kısmet'in bağlı olduğu Okluk Koyu'na doğru yola çıktık. Çok güzel, duygulu bir karşılaşma oldu. 79 yaşına gelmiş olmasına rağmen hala oldukça dinç olan Sadun ağabey bize kendi elleriyle yemek hazırlamış. Tüm gece boyunca kimi zaman duygulu, kimi zaman kahkaha dolu anlar geçirdik. Benim için oldukça ilginç bir deneyim oldu bu karşılaşma. Tam 3 yıl önce Türkiye'den ayrılmadan önce gelmiştim ustayı ziyarete. Kısmet'i ilk defa görmek, onun üzerine çıkmak inanılmaz gelmişti bana. Sanki bir masalın içindeydim ve masal kahramanına dokunuyordum. Döndükten sonraki, yani ikinci gelişimdeki duygularım çok daha farklıydı. Artık Sadun Boro benim için bir masal kahramanı değildi. Benden yıllar önce aynı yollardan geçmiş, benzer duyguları yaşamış, benzer zorluklara göğüs germiş, benzer korkuları olduğu kadar benzer keyifleri de tatmış biriydi. Artık onu anlayabiliyor, onunla aynı dili konuşabiliyor, aynı dünyaya ait olduğumu hissediyordum. Ya ben masala dahil olmuştum, ya da o dünyama girmişti! Her neyse, sonuçta artık benim için çok daha gerçekti. 3 sene önce geldiğimde nasıl hitap edeceğimi şaşırmıştım. "Ağabey" mi demeliydim? Yok, hayır. Belki de "hocam" olmalıydı. Amma saçmalıyordum. "Sadun bey" mi deseydim yoksa?... Yok, bu sefer de çok ciddi kaçardı. Sonuçta ne yapıp, edip hiçbir şey dememeyi, hitap etmemeyi başarmıştım. Dün Sadun Boro'yu görür görmez sarıldım, ağzımdan kendi kendine "merhaba Sadun ağabey" çıkıverdi. Sadun ağabey giderken bana tavsiyelerde bulunmuştu elbet. Ama döndüğümde tavsilerde bulunacağını beklemiyordum doğrusu. Halbuki Türkiye'ye döndüğünde hissettikleri, ne yapacağını bilememe duygusu, geleceğe yönelik endişeleri ne kadar benzerlikler gösteriyordu. Tüm gece boyunca kendi deneyimlerinden bahsetti. Gece bittiğinde kendimi epeyce rahatlamış hissediyordum. Bu olağanüstü duygusal buluşmanın ardından tekrar Fethiye'ye döndük. Yine Alim ağabeylerin evindeyiz burada. Sanıyorum birkaç güne kadar hareket edeceğiz. Kaybedecek fazla vaktimiz yok, artık bir tarih belirledik çünkü. 15 Temmuz'da İstanbul'dayız hayırlısıyla. |
|||||||














