|
Atlas fotoğrafçılarından Turgut Tarhan Fethiye'deymiş. Bizim bu kadar yakında olduğumuzu öğrenince bizi görmeye karar verdi. Karar verdi vermesine ama, ortada ciddi bir problem vardı. Bulunduğumuz yerde değil araba yolu, keçi patikası bile yoktu. O yüzden arabayı 10 km. uzaklıktaki bir koya bırakıp yürümesi gerekiyordu. İlk gün o sıcaklarda saatlerce aramasına rağmen bize ulaşamadı. Sağolsun, yılmadı ve ertesi gün tekrar denedi. En sonunda hava kararırken, perişan vaziyette bulunduğumuz koya ulaşmayı başardı. Tabii o yorgunlukla bırakmadım Turgut'u. Geceyi bizimle geçirdi. Ertesi gün başka bir çılgın kararla bizimle bir süre yola devam etmek istediğini söyledi. Kabul ettim ve sabah 5:00'te yola koyulduk. Öğleden sonra Marmaris'ten sonraki Karaburun'da bulunan Bozukkale koyuna ulaştık. Turgut'un niyeti bizi burada terk etmekti. Fakat buradan en yakın araba yoluna 3-4 saatlik yürüme mesafesi olduğunu öğrenince kalmaya karar verdi. Turgut'u ancak, ertesi gün Datça'ya bırakmayı başardık.
Böylelikle hiç durmadan devam ederek akşam, gün batmadan önce Bodrum'a ulaştık. Bodrum'un benim dünya turunda özel bir yeri var. Türkiye'yi 3 sene önce tam buradan terk edip Kos'a gitmiştim. Dolayısıyla dünya etrafındaki çember tam olarak burada tamamlanmış oldu. Bodrum'a geç varmış olduğumuzdan marinaya hemen girmeyip geceyi Haremten koyunda geçirdik. Sabah güneşle birlikte kalkıp Milta marinaya giriş yaptık. 3 yıl önce beni buradan uğurlayan marina müdürü sevgili Ömer Karacalar ve marina ekibi aynı sıcaklıkla karşıladılar bizi. Ben daha ne olduğunu anlamadan tekne karaya alındı, altı temizlenip zehirli boya atıldı. Bu arada arızalı parçalar birer birer onarıldı. 40.000 deniz milini arkasında bırakmış olan yelkenler sökülüp bakıma alındı. Üstelik bütün bunlar olurken ben elimi hiçbir şeye sürmedim. Bizi marinanın hemen karşısında bulunan bir otele yerleştirdiler, tek yaptığım 'acaba ne yapıyorlar' diyerek arada bir tekneye gidip gelmek. Bütün bunların üstüne bir de yarış organizasyonunun içine düştük burada. Amiral Turgut Reis ve Kabotaj Kupası için yapılan kokteyle katıldık. Burada Ömer Karacalar bir sürpriz daha yaparak bana bir plaket verdi. 'Eee, bu kadar sürpriz yeter' derken dünya turu sırasında birkaç kez yolumuzun kesiştiği Ekrem İnözü'nü de kokteylde gördük. Yarışa katılmak için gelmiş buraya. Uzun lafın kısası hızlı gecelerin beldesi Bodrum bizi adına yakışır şekilde çok yoğun ve canlı karşıladı. Burada oldukça iyi ağırlanıyoruz ve keyfimiz yerinde. Fakat fazla oyalanma lüksümüz de yok. Cumartesi yelkenleri teslim alıp Pazar günü buradan ayrılacağız sanıyorum. |
|||||||














